Türkiye montuyla Japonya manzarasını izleyen Mustafa Önder Atik
ARŞİV · JAPONYA GÜNLÜĞÜ

Tokyo Seyahatimiz ve Japonya'dan İlk İzlenimlerim

Tokyo Deaflympics yolculuğu yalnızca bir spor organizasyonu değil; farklı bir kültürü yakından tanıdığım, alışkanlıklarımı sorguladığım ve uzun yıllar unutamayacağım bir deneyimdi.

Kasım 2025'te Tokyo Deaflympics için hayatımın en uzun ve en özel yolculuklarından birine çıktım. Yol boyunca ilk kez uçağa binmenin heyecanını, uzun saatlerin yorgunluğunu ve Japonya'nın bende oluşturduğu güçlü kültür şokunu yaşadım.

Alanya'dan başlayan yolculuk

Alanya'daki son kamp gününde sabah antrenmanına çıktık ve otelde bir saat makara çevirdik. Ardından yemek, duş, çantalar ve bisikletlerin toplanması derken oldukça yorucu bir hazırlık süreci yaşadık. Öğleden sonra Türk Hava Yolları servisleriyle Gazipaşa Havalimanı'na geçtik.

Orada birkaç saat bekledikten sonra İstanbul'a uçtuk. Bu, hayatımdaki ilk uçuştu. Beklediğimin aksine hiç korkmadım; sakin ve keyifliydim.

İstanbul Havalimanı'nda LEGO pilot figürü yanında Mustafa Önder Atik
İstanbul Havalimanı'nda Tokyo uçuşunu beklerken.

Uzun uçuş ve Japonya'ya ilk adım

İstanbul Havalimanı'nın büyüklüğü başlı başına etkileyiciydi. Gece Tokyo uçağına bindik ve yaklaşık on saat kesintisiz uçtuk. İnsanlar perdeleri kapatıp dinlenince dışarıyı izlemek pek mümkün olmadı.

Japonya'ya vardığımızda servis bekleyişi ve otele ulaşım da eklenince yolculuk bizi fazlasıyla yormuştu. Saat farkına alışmak zaman aldı. İlk günlerde yemek konusunda zorlandık; ancak birkaç gün içinde düzenimizi kurduk.

Japonya'da göl ve dağ manzarası önünde Mustafa Önder Atik
Tokyo'nun dışındaki sakin ve düzenli yaşamdan bir manzara.

Sadelik, temizlik ve çalışan bir düzen

Japonya'da ilk dikkatimi çeken şey, hayatın ne kadar sade, sakin ve stressiz olduğuydu. Eski sayılabilecek eşyaları, araçları ve evleri kullanıyorlar; fakat her şey tertemiz, bakımlı ve çalışır durumda. Bozuk ya da yanmayan bir ampule bile rastlamak zor.

Geri dönüşüm çok önemli, israf ise neredeyse yok. Sokaklarda sık sık çöp kovası görmememize rağmen kaldırımlar ve yol kenarları son derece temizdi. Çimler adeta halı gibi düzenlenmişti.

Japonya'da ağaçlı yürüyüş yolunda Mustafa Önder Atik
Japonya'nın doğası, düzeni ve huzuru içinde unutulmaz bir an.

Yemek kültürü ve günlük yaşam

İlk iki gün yemek konusunda sıkıntı yaşadık. Domuz eti ihtimali nedeniyle dikkatli davranmak gerekiyordu. Balık kültürleri ise çok gelişmişti. Bizim nadiren bulabildiğimiz somon benzeri kaliteli balıklardan sabah, öğle ve akşam farklı yemekler hazırlayabiliyorlardı.

Bulunduğumuz yer Tokyo'nun yaklaşık 120 kilometre dışındaydı; kasabadan büyük, ilçeden küçük sakin bir yerdi. Yakınımızda birkaç market dışında olağanüstü bir hareketlilik yoktu. Buna rağmen günlük ihtiyaçlara ulaşmak kolaydı.

Saygı, trafik kültürü ve dakiklik

İnsanlar çok saygılı, nazik ve dakikti. Başlarını eğerek selamlaşıyor, birbirlerine içtenlikle gülümsüyorlardı. Trafikte sinyal verirken bile “Döneceğim, lütfen beni fark edin” der gibi bir incelik vardı.

Sabah okula giden bir çocuk karşıya geçeceği zaman bütün trafik duruyordu. Anneler sürücülere eğilerek teşekkür ediyordu. Bu selamda samimiyet ve minnettarlık açıkça hissediliyordu.

“Japonya bana, insan olmanın; birbirine saygı duymanın, emeğe değer vermenin ve kurallara uymanın bir toplumun yaşam kalitesini nasıl değiştirdiğini gösterdi.”

Bende bıraktığı kültür şoku

Hangi işi yaparlarsa yapsınlar, hile katmadan ve özenle yapıyorlar. Yerli ürünleri tercih ediyor, gösterişten çok işlevselliğe önem veriyorlar. İnsanların sürekli telefon başında oyalanmaması ve çevreleriyle bağlarını koruması da beni etkiledi.

Japonya'dan yalnızca yarış anılarıyla dönmedim. İnsan gibi yaşamanın, saygının, düzenin ve ortak sorumluluğun değerini yeniden düşünerek döndüm. Bu yolculuk bana kendi toplumumuz adına da sorgulamamız ve düzeltmemiz gereken pek çok şey olduğunu gösterdi.