Deaflympics
2013 Sofya’dan 2017 Samsun’a, oradan 2025 Tokyo’ya uzanan; mücadele, temsil ve kalıcı dostluklarla şekillenen bir spor yolculuğu.

Bir yarıştan daha fazlası
Deaflympics benim için yalnızca bir organizasyon değil; milli formayla ülkeyi temsil etmek, farklı ülkelerden sporcularla aynı dili paylaşmak ve Türkiye’de işitme engelli bisikletinin görünürlüğünü artırmak anlamına geliyor.
İlk Deaflympics, Tarihî İlk
Türkiye’den Deaflympics’e katılan ilk işitme engelli bisikletçi olarak Sofya’da dağ bisikleti yarışında start aldım. Bu yolculuk, kişisel bir hedefin ötesinde Türkiye işitme engelli bisikleti adına açılan yeni bir kapıydı.




Ev Sahipliğinde Milli Takım Kaptanlığı
Kendi ülkemizde düzenlenen 23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları’nda milli takım kaptanı olarak üç yarışta mücadele ettim. Samsun, hem sportif hem de toplumsal anlamda kariyerimin en gurur verici duraklarından biri oldu.




Üçüncü Deaflympics ve Uluslararası Tanınırlık
Tokyo’da üçüncü kez Deaflympics sahnesine çıktım. Organizasyon yetkililerinin ve farklı ülkelerden sporcuların doğrudan yanıma gelerek sohbet etmesi, yıllar içinde uluslararası Deaflympics camiasında oluşan tanınırlığı ve güveni hissettiren özel anlardan biri oldu.






Yarış Günleri
Tokyo Anıları

Tanınırlık, yılların bıraktığı izdir
Yetkililerin ve sporcuların beni doğrudan muhatap alması, yalnızca o günün değil; 2013’ten itibaren kurulan ilişkilerin, gösterilen emeğin ve Deaflympics camiasında oluşan güvenin doğal sonucuydu.

Sporculuktan Yöneticiliğe
Türkiye Milli Deaflimpik Komitesi’nin kuruluşuyla birlikte yönetim kurulu üyesi olarak seçildim. Bu görev, üç Deaflympics boyunca biriken deneyimi işitme engelli sporunun geleceğine aktarmak bakımından kariyerimin önemli ve ayrı bir başarı basamağıdır.
Üç Deaflympics, tek bir inancın yolculuğu.
Her start çizgisi yeni bir yarıştı; fakat taşıdığım amaç hep aynı kaldı: ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek ve benden sonra gelecek sporculara bir yol bırakmak.

